Büyük Erzincan depremi sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren insanlar arasında beklenmedik bir dayanışma doğar. Savcı İzzet Akçal, mahkûmlarla omuz omuza vererek enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışırken, kendi inançlarını sorgulamaya başlar. Gazeteci Sinan Seyfi’nin gözünden anlatılan bu hikâye, hem felaketin ortasında filizlenen insanlık derslerini hem de yıllar sonra darbe sürecinde yeniden kesişen kaderleri etkileyici bir şekilde gözler önüne serer.