Orta yaşın getirdiği durağanlıkla boğuşan bir akademisyenin hayatı, hem mesleki hem de kişisel anlamda çıkmaza girmiştir. Derslerine olan ilginin azalması ve içsel çatışmalar, onu giderek yalnızlaştırırken, genç ve karizmatik bir meslektaşla tanışması her şeyi değiştirir. Vladimir’e duyduğu yoğun hayranlık, ona yeniden ilham verirken, gerçek ile hayal arasındaki sınırları da belirsizleştirmeye başlar.