

Nazi Almanyası’nda yaşayan küçük Jojo, rejimin öğretileriyle büyütülmüş, dünyayı tek bir açıdan görmeye alıştırılmış bir çocuktur. Ancak bir gün annesinin evlerinde sakladığı Yahudi bir kız olduğunu keşfetmesi, Jojo’nun zihninde büyük bir çatlak oluşturur. Çatı katında yaşayan bu gizemli kız, Jojo’nun bildiğini sandığı her şeyi sorgulamasına neden olur. Bu iç hesaplaşmada Jojo’nun en büyük “danışmanı” ise hayal gücünün ürünü olan tuhaf Adolf Hitler figürüdür. Fakat Jojo büyüdükçe, bu hayali karakterin aşırılığı ve gerçeklikten kopuk hali de daha belirgin bir hâl alır. Zamanla Jojo, korkuyla nefret karıştırılarak kendisine öğretilen her şeyin aslında bir yanılsama olduğunu anlamaya başlar. Evlerine sığınan kızla kurduğu bağ, Jojo’nun içindeki vicdanı uyandırır ve onu karanlık bir dünyada kendi ışığını bulmaya zorlar. Savaşın ortasında bile empati, merhamet ve cesaretin nasıl yeşerebileceğini anlatan güçlü, duygusal ve yer yer mizahi bir yolculuk sunuyor.